2 Temmuz 2014 Çarşamba

Edip Akbayram-Türküler Yanmaz (2 Temmuz 1993 Sivas Katliamı Anısına)

Bugün ateş bile yakmayın! 
2 Temmuz 1993'ü hatırlıyorum; o zamanki yazılımıyla SHOW T.V. ekranlarından izlemiştim... Sokak ortasında basit bir protesto zannederken kırmızı bültenle aranan tipler jandarmanın yanından geçerken halkı galeyana getiriyor, bir otelin girişinden alevler yükseliyordu. Emniyet teşkilatı ortada yoktu, itfaiyenin gireceği yollar kapanmıştı, "Batılı" ve "demokratik" ordumuz ise olayı uzaktan izliyor, "Kemalist" cumhuriyet "Türkte olsalar, bunlar Alevi" diyor, insanları yargılamanın Allah'a ait olduğuna inanması gereken dindarlar "Aziz Nesin'in Ateist olduğunu söylemesi bunu başlattı" diye savunmaya geçiyor, ama içten içe, Allah inancı yerine, kendi siyasi islam zaferleriyle sevindiklerini belli ediyorlardı....
Olayların aslı sonradan anlaşılacaktı. Kürt hareketi siyasileşip haklarını sorgulamaya başladıkça ve Kürt Aleviler de bilinçlendikçe bundan etkilenen Türk Aleviler de Kürtlerin yanında yer almaya başlıyordu. Devletin bekâsı için buna dur denilmeliydi! Ne demek Alevi? Biz ona uydurduk işte "Orta Asya şamanlarından geliyorsunuz", "Horasanlısınız" falan diye salak salak şeyler, zaten itiraz edemezler, başka da Aleviyim, Cem Evi falan demeden, sesinizi çıkartmadan asimile olarak yaşamak zorundasınız....
Sonradan anlaşılacaktı muhtemelen Turgut Özal'ın öldürülmesiyle başlayan olaylar silsilesi, bugün Ergenekon denilen, o zaman ismi "Batı Çalışma Grubu" olan, Genel Kurmay destekli, faşist örgütün ülkeyi yönetmek için Demirel-Çiller, az biraz Türkeş ve bol miktarda Doğan Güreş'le çete oluşturduğunu. Türk Alevilerin ağzının payının verilmesini televizyonlardan canlı yayında gösterdikten sonra insanların 3.000 köy yakılıp boşaltılırken, sokak ortasında insanlar öldürülürken, işadamları tehditlerle mallarını haraç mezat satıp canını zor kurtarmaya çalışırken, vapura binen üniformalı trafik polisi bile tipine bakıp istediğine keyfi kimlik araması yaptığı "neden Bingölden İstanbul'a" geldin diye müdahale ederken, bugün bini bir para olan zibille gösteri, protestoların en basiti bile ya yapılama, ya da polislerin saldırısıyla başlamadan biterken, Cumartesi Annelerinin oturma eyleminde polis kadınların kafasındaki başörtüsününden tutup saçlarından sürüklerken, kimse ama kimse sesini çıkartamıyordu... Bakıyorum da, hepimiz, ama hepimiz 90'lı yıllarda korkuyla, görmezden gelmeye çalışarak gözümüzün önündeki haksızlıkları mal mal seyretmişiz....
Benim görüşüm hepimiz suçluyuz, çünkü hepimiz "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" mantığıyla hareket edip "insan" olmanın ne demek olduğunu unutmuşuz....




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder